Kır Koşusu (Alice Harikalar Diyarında’dan bir bölüm)

Kır Koşusu

… Otoriter bir kişiye benzeyen Fare, ahaliye seslendi: “Herkes otursun! Beni dinleyin, kısa sürede hepinizin yeterince kurumasını sağlayacağım.” Hepsi hemen çember şeklinde oturdular, Fare de ortalarına geçti. Alice ondan gözünü hiç ayırmıyordu, çünkü üstünü başını çabucak kurutmazsa fena halde soğuk algınlığına yakalanacağını biliyordu.

“Öhö öhö!” Fare önemli biri tavrı takınarak konuşmaya başladı: “Hepiniz hazır mısınız? Bu benim bildiğim en kuru metin. Susun bakalım. ‘Fatih William’ın davasını Papa da destekliyordu. Kısa sürede İngilizlere boyun eğdi. Onlar da kendilerine lider istiyorlardı. Artık zorla el koymalara, fetihlere alışmışlardı. Mercia ve Northumbria lordları olan Edwin ve Morcar –“

“Öf!” dedi papağan, bir tiksinti ürpertisi geçti bedeninden.

“Özür dilerim,” dedi Fare kaşlarını çatarak, ama çok kibarca sordu: “Bir şey mi dedin?”

“Demedim,” diye cevap verdi papağan çabucak. 

“Bana öyle gibi geldi,” dedi Fare. “Devam ediyorum. ‘Mercia ve Northumbria Lordları Edwin ve Morcar ondan yana olduklarını açıkladılar. Hatta yurtsever Canterbury başpiskoposu Stigand da bunu kabul edilebilir buldu- ”

“Ne bulmuş?” diye bir soru sordu Ördek.

Bunu işte,” diye cevap verdi Fare ters bir tavırla. “Bu ne demektir, bilirsin değil mi?”

Ördek açıklama yaptı:

“Ben bir şey bulduğumda ‘bunun’ ne anlama geldiğini pekala bilirim. Genellikle, bu bir kurbağa ya da solucandır. Soru şu şimdi: Başpiskopos ne bulmuştu?”

Fare bu soruyu dikkate almadı. Aceleyle konuşmasını sürdürdü: “Edgar Atheling ile birlikte, William’ın yanına gidip ona taç giydirmeyi akla yatkın bulmuştu. 

William’ın davranışı önceleri yumuşaktı, ama Normanların küstahlığı karşısında-‘ şimdi kendini nasıl hissediyorsun yavrum?” diye sordu Alice’e doğru dönerek.

“Her zamankinden daha ıslağım,” dedi Alice kederli bir ses tonuyla. “Bu okudukların hiç kurutmadı beni.”

Dodo kuşu törensel bir tavırla başını kaldırarak:

 “Öyleyse,” dedi “daha enerjik çözümler bulmak üzere bu toplantıyı erteliyorum.”

“İngilizce konuş!” diye bağırdı yavru kartal. “Bu uzun kelimelerin yarısını anlayamıyorum. Üstelik sana da hiç inanmıyorum.” Kartal yavrusu kıs kıs güldüğünü gizlemek için başını eğdi, öteki kuşlardan bazıları da kıkır kıkır gülüştüler.

“Ben şunu diyecektim,” diye ekledi Dodo kuşu gücenik bir edayla. “Kurumak için en iyi yol bir grup koşusudur.”

“Grup koşusu dediğin nedir?” sorusunu sordu Alice. Bir şey öğrenmek istediğinden değil, fakat Dodo kuşu sanki birisi bir şey sormak zorundaymış gibi bir tavır takınmış bekliyor, kimse de bir şey söyleme eğilimi göstermiyordu.

“Haa, o mu?” dedi Dodo kuşu. “Onu açıklamanın en iyi yolu uygulamaktır.” (Belki bir kış günü kendiniz denemek istersiniz diye, Dodo kuşunun bunu nasıl yaptığını söyleyeceğim.)

Önce yarışın başlayış noktasını belirledi. Bir tür çember çizdi (büyüklüğü önemli değil, diye belirtti). Sonra bütün yarışçılar bu çemberin içinde toplandılar.  “Bir, iki, üç, başla!” diye komut veren yoktu.  Herkes istediği zaman koşmaya başlıyor, keyfi ne zaman isterse yarışı bırakıyordu. Bu yüzden koşunun ne zaman bittiği de belli değildi. Ama yarım saat kadar koştuklarında üstleri başları kupkuru oldu. O zaman Dodo kuşu “Yarış bitti!” diye bağırdı. Hepsi onun çevresinde toplandı ve nefes nefese  “Yarışı kim kazandı?” diye sordular. 

Dodo, bu soruya cevap verebilmek için çok kafa yordu. İşaret parmağını alnına dayayarak oturmuştu  (Shakespeare’i resimlerinde çoğu zaman bu pozda görürsünüz). Ötekiler sessizce bekliyordu. Sonunda Dodo, “Herkes kazandı yarışı ve herkes ödüllendirilecek,” dedi.

“Peki, ödülleri kim verecek?” Sesler koro halinde yükselmişti.     

“Bu küçük kız verecek elbette,” dedi Dodo, parmağıyla Alice’i göstermişti. Bir anda bütün kalabalık “Ödüller, ödüller,” diye bağrışarak onun etrafını sardı.

Alice ne yapacağını şaşırmıştı, umutsuzlukla elini cebine soktu ve bir paket meyveli şekerleme çıkardı. Neyse ki, tuzlu suda erimemişti şekerler. Sıra ile hepsine uzattı şekerleri, sayısı da tam olarak yetti yarışmacılara.

Fare, “Kendisi de ödül almalı,” dedi.

Dodo ciddi ciddi, “Elbette” diye cevap verdi. “Cebinde başka ne var?” diye sordu Alice’e.

“Yalnızca bir yüksük var,” diye cevap verdi küçük kız, üzüntüyle.

“Ver onu bana,” dedi Dodo Kuşu. Yine hepsi kızın çevresini sardı, Dodo ise törensel bir edayla yüksüğü uzatarak, “Bu zarif yüksüğü kabul etmenizi rica ediyoruz,” dedi. Bu kısa konuşma bitince hep birden coşup alkış tuttular.


Çeviren: Nadiye R. Çobanoğlu

Not: Bu alıntı, Yar Yayınları’nın Alice Harikalar Diyarında kitabından alıntıdır. Her hakkı saklıdır.

Bir cevap yazın