(Bülent Habora’yı Anarken) Ciğâlazade Sinan Paşa’dan Ragıp Zarakoğlu’na

Bülent Habora’yı Anarken

1 Mayıs 2014 günü yitirdiğimiz dostumuz, yayınevimizin yazarı, değerli mizahçımız Bülent Habora’yı ölümünün altıncı yıldönümünde saygı ve sevgiyle anarken, 2008’de, Ege’nin Sesi gazetesinde yayınlanan makalesinden bir bölümü okurlarımızla paylaşıyoruz.


Ciğâlazade Sinan Paşa’dan Ragıp Zarakoğlu’na

Bülent Habora

1596’da 3. Mehmet’e Sadrazam olan Ciğalazade Sinan Paşa’nın ruhu şâdolsun. Öylesine bir semte adı verilmiş ki… Osmanlı İmparatorluğu’nun da Türkiye Cumhuriyeti’nin de en önemli semtidir. Nice padişahlar, nice sadrazamlar ve giderek nice valiler, belediye başkanları görmüştür burası. Ama en önemlisi aydınlarıyla, yazarlarıyla, gazetecileriyle Türkiye’ye adını kazımıştır.

Türkiye’nin dört bir yanından akın akın gelmişlerdir Cağaloğlu’na. Adana’dan, Van’dan, Antep’ten, Urfa’dan, İzmir’den, Samsun’dan, Edirne’den… Tabii İstanbul’un içinden de çevresinden de…

Gelenlerin tümü Türkiye’nin basın, yayın, edebiyat, bilim, sinema, müzik, tiyatro tarihine adlarını kazımışlardır. Bu adlar ki apoletli/apoletsiz hiçbir politikacının silemeyeceği, yok edemeyeceği adlardır.

Hatta hiçbir faşistin, hiçbir yobazın, hiçbir halk düşmanının silemeyeceği adlar. Bu adların ölüşü bile, onların diri olanının yüzlercesine fark basar.

İşte bir Orhan Kemal, işte bir Yılmaz Güney, bir Abdi İpekçi, bir Çetin Emeç, bir Şükran Kurdakul, bir Metin Göktepe, bir Aziz Nesin, bir Rıfat Ilgaz, bir Hasan izzettin Dinamo, bir Ömer Nida, bir Ceyhun Can, bir Derman Över ve diğerleri…

Yaşayanlar da var.bir Yaşar Kemal, bir Tarık Dursun K., Müşür Kaya Canpolat ve başkaları… Cağaloğlu aydınları yıllarca “İşgalciler”e dayandı. Lahmacunculara, kebapçılara, dönercilere, tostçulara… Önce yayıncılar terk etmeye başladı gemiyi, tabii yanlarına yazarlarını da alarak. Arkasından basın organları, onlar da gazetecilerini almışlardı.

Şimdi Ciğâlazade Sinan Paşa’nın Cağaloğlu’su yemekçilere ve turistik eşya satıcılarına kaldı. Ama yine de Cağaloğlu’nun “Son Mohikan”ları var. Basın dünyasından Cumhuriyet Gazetesi, yayıncı/yazar dünyasından Nurer Uğurlu, Osman Y. Çobanoğlu, Ragıp Zarakoğlu ve belki bir-iki kişi daha “mevzilerini” terk etmiyorlar. Adım gibi eminim, “Benim Başkentim Adana”nın soylu bir yurttaşı olan Nurer Uğurlu, Dubaililer gelse bile, Suudlular yerleşse bile, hatta Fettullah Gülen “Son Halife” olarak Topkapı Sarayı’na otursa bile Cağaloğlu’nu terk etmez. Osman’la Ragıp’ı bilemiyorum…

Osman da, Ragıp da benim neredeyse bin yılımı geçirdiğim Başmusahip Sokağı’nın temel direklerindendir. Cağaloğlu nasıl Türkiye’nin en ünlü semtiyse, Başmusahip Sokağı da Cağaloğlu’nun, dolayısıyla Türkiye’nin en ünlü sokağıdır. Daha önce de yazmıştım, ama yeniden yazmayı istiyorum… Bir zamanlar İstanbul’da, şimdiki gibi haber vermeden elektrik ya da su kesilmiyordu. Hiç olmazsa insanlarımıza biraz saygı duyuyorlar ve bu kesilmeleri önceden haber veriyorlardı, halk hazırlıklı olsun diye. Radyolar şöyle anons ediyorlardı: “Yarın Fatih, Topkapı, Şişli, Başmusahip Sokağı, Eminönü ve Üsküdar’da elektrik (ya da su) kesilecektir…” İlçe adları ve aralarında uzunluğu sadece 50-60 bilemediniz 100 metre olan bir sokak… Şimdi öyle mi ya, hiç haber vermeden langırt diye kesiyorlar…

EGE’NİN SESİ, 20. 2. 2008 


Bülent Habora için ne söylediler?

BABAM

Yağmur Habora

“Şu an yanımda oturuyor, televizyon seyrediyorsun. Bir yorgunluk çökmüş üstüne. Son birkaç yıldır yaşadığın, yaşadığımız inişlerin yorgunluğu daha da belirginleştirmiş yüzündeki çizgileri. Biraz da çıkışlar olsa şu hayatta, der gibi bekliyorsun sanki. Ne de olsa annemin aramızdan ayrılışından bu yana tam iki yıl geçmiş. Ne güzel bir yaşam geçirmiştiniz annemle. Ayrıca bu yıl, 60. sanat yılını geride bıraktın ve hâlâ yazmaya devam ediyorsun. En özel yoldaşın yanında değil artık, ama yine de yaşama azmin daktilonun sesini susturamamış.”


DOSTUM BÜLENT HABORA

Afşar Timuçin

“Bülent çok yönü olan, çok sağlam özyapılı bir aydın kişidir. Bir yanı büyük adamdır bir yanı küçücük çocuktur. Sinemayı sever, edebiyatı sever, felsefeyi sever, sanırım en çok da yayımcılığı sevmiştir. Dostluna gözünüz kapalı güvenebilirsiniz. Kimsenin onunla ilgili olarak kötü bir söz söylediğini duymadım. Her zaman ağır olmayı ve ince davranmayı bildi. İnançlı bir toplumcudur. Bu yüzden bilardo kadar olmasa da tartışmayı da çok sever. Yumuşak ve güler yüzlü oluşu insanların ona olan sevgisini arttırıyor. İnsanlarla yakınlık kurmayı sever Bülent. Konuşmayı da çok sever. Diyelim ben dokuz kişiyi tanıyorsam Bülent elli dokuz kişiyi tanıyor. Yazıları da öyledir, en sıradan yazısı bile içtenlikli olmanın en yoğun özelliklerini taşır.”


BİZE DÜNYAYI TAŞIYAN ADAM

Çağlar Mirik

“Bülent Habora denilince O’nun bütün kişisel özelliklerinin yanı sıra yaptığı bu çeviriler ve yayınlarla bugün de biz genç devrimci okurların yolunu aydınlatıyor olması akla geliyor. Bu bakımdan Bülent Habora başka hiçbir şey yapmamış olsaydı, yani sadece bu kitapları çevirmesi ve /veya yayınlamasıyla yetinseydi bile ismi çoktan tarihe ve aklımıza kazınmış olacaktı. O’nun mücadele ve kültür dünyamıza aktardığı önemli katkılar asla unutulmaz. Bülent Habora, ürettikleri ve ülkemize aktardıklarıyla önemli bir kültür damarımızdır. Bize dünyayı taşıyan adamdır o.”


GELECEĞİN YAZARI

Cengiz Gündoğdu

“Kapitalizm artı-değer sömürüsüne dayanır, bu kök hiç değişmez. Yüzeyde değişik modalar, akımlar kendini gösterir. Örneğin varoluşçuluk, yapısalcılık, postmodernizm gibi…  Kimi yazarlar kapitalizmin bu akımlarına, Lukacs’ın deyişiyle kapitalizmin seline kapılırlar. Bu, aslında bilinçsizlik durumudur. Bülent Habora böyle modalara kaptırmadı kendini. Ödün vermedi. Kendine sadık kaldı. O, bugünü de kapsayan geleceğin yazarıdır.”  


DAVA ARKADAŞIM BÜLENT HABORA

Müşür Kaya Canpolat

“Bülent’le dostluğumuz hiç kopmadan devam etmektedir. İlk gençlik günlerimizi geçirdiğimiz Adana yaşamı ikimize de damgasını vurmuştur.

Bizim yaşadığımız dönemde Adana’ya dışarıdan gelmiş olanlar yerel değerleri çok kısa zamanda benimser ve gerçek bir Adanalı olurlardı. Bir ayakları da evrensele doğru yürürdü.

Bana sorarsanız Bülent Habora gerçek bir Adanalı olmuştu. Hemşehrilerimin dediği gibi: ‘Adanalıyık, Allahın adamıyık’ demek hakkını kazanmıştı.”  


BEN HABORA’YIM

Osman Y. Çobanoğlu

“Bir ömre sığanlardan kırk beş yıllık bir Habora dostluğu. Zedelenmemiş ve hep diri. ‘Ben Habora’yım’ diyorum. Öyle herkese kolay kolay denilmez. Habora İzmir’e göçerken yerini ve kurulu düzenini (Habora Yayınlarını, telefonundan masa-sandalyesine kadar), bize, yani Yar Yayınları’na bıraktı. Üstüne, ‘Habora Yayınları’nda çıkan kitaplardan istediğinizi Yar Yayınları’nda yayınlayabilirsiniz,’ diyerek. Ve Yar Yayınları’nda yeniden yayınladığımız pek çok kitabın ilk yayıncısı Habora’dır. Böylece bir de dayanışma kardeşliği oldu Habora ile. Onun için ben, Cağaloğlu deyimiyle ‘Yar Osman’ olduğum kadar ‘Habora’yım da… Çoğu zaman karıştırılır. Ama biz, her ikisini de temsil etmeye çalıştık. Habora misafirlerini Yar misafirleri gibi ağırlayıp, isteyene Habora’nın telefon ve ev adresini vererek buluşmalarını sağladık.

Habora Yayınları masa ve sandalyeleri yanı sıra kitaplarını da Yar Yayınlarına bırakalı 20 yılı aşkın bir zaman geçti. Kimi zulümlerde, kimi güzelliklerde pekişen dostluğumuzun 45 yılına damga vuran anılardan hangi birini paylaşsam Habora dostlarıyla? Habora’nın yüreği, hep yüreğimizde ve bilincimizde… Onca yılın göğüslenen hüzünleri, sevinçleri ve coşkuları… Hiç biri sağmaz bu kısa yazıya. Eksik anlatımlar yerine anıların güzelliği içinde selamlamak istiyorum sevgili dostum, ağabeyim Bülent Habora’yı.”  

Kaynak: 60. Sanat Yılında Bülent Habora, Hazırlayanlar: Osman Bozkurt – Kadir İncesu – Çağlar Mirik, Yar Yayınları.

Bülent Habora’nın Yar Yayınlarında yayınlanan eserleri:

Başmusahip Sokağı Anıları

Uzunburun Dramı

Ben Dünyayım (Şiir)

Dünden Sonra Yarından Önce (Roman)

Recep Çelebi Seyahatnamesi

İzmir’de Bir İstanbullu (Anılar)

Bir Yeşilköy Masalı (Anılar)

Yeryüzü Masalları

Bir cevap yazın